YÖNETİM KURULU BAŞKANIMIZ KUDRET ÖNEN BUSİAD’IN KONUĞU OLDU

BUSİAD Otomotiv Sektörü Komisyonu tarafından BUSİAD Evi’nde organize edilen ve otomotiv ana ve yan sanayi firması temsilcilerinin katıldığı toplantının konuk konuşmacısı, Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) Yönetim Kurulu Başkanı Kudret Önen’di.

Toplantının açılışında konuşan BUSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Günal Baylan, Bursa’da rol model olabilecek önemli bir alt yapıya sahip tekstil sektörüyle başlayan sanayileşme hareketinin otomotiv ve diğer sanayi alanlarıyla birlikte çok daha etkin bir tablo çizdiğini söyledi. Özellikle otomotivde gözlenen yabancı sermaye ve yabancı sermaye birlikteliklerinin şehrin kalite, Ar-Ge ve yenilikçilik kavramlarına bakış açısını değiştirerek hızlı bir şekilde gelişmesini sağladığının altını çizen Baylan, zamanla ana sanayiye destek verecek nitelikteki yan sanayilerin de oluşmasıyla iş gücüne katılan insan profilinin şehrin sosyal yaşam düzeyinin yükselmesinde önemli rol oynadığını kaydetti. Dünyanın ve Türkiye’nin ekonomi gündemini de değerlendiren Baylan, kriz sonrası toparlanmayı tamamlayamayan bir dünya ekonomisinin olumsuzlukları ile karşı karşıya olduklarını belirterek, “Euro Bölgesi’nde imalat sanayi satın alma yöneticileri endeksinin (PMI) Şubat ayında son 13 ayın en düşük değerine gerileyerek 52,7 olması, bölgenin halen zayıf küresel ve iç verilerden etkilendiği şeklinde yorumlanıyor. Avrupa’nın en iyi bilinen bankalarının finansal sağlamlıklarına ancak hisse senedi geri alımları ile ikna edilebilmeleri, Amerika’da küçük de olsa resesyon riski, OECD’nin küresel ekonominin tekrar hız kazanması için ekonomi liderlerine acil çağrıda bulunması, son beş yıldır küresel ekonominin giderek yavaşladığını ve bu nedenle acilen politika önlemlerinin alınması gerektiğini vurgulaması, artan borçlanma ve kredi genişlemesi gibi konular; uluslararası yatırımcılarda ciddi bir tedirginlik olduğunu ve herkesin beklemeye geçtiğini gösteriyor. Bütün bunlar aslında finansal koşulların hızla değişebildiğine işaret ediyor. Dünya ekonomisinde büyük bir felaket yaşanmayacak olsa bile, risklerin ülkemize etkisinin sert olacağını söyleyebiliriz” diye konuştu. Baylan, şöyle devam etti: “Türkiye’de de bloklar arasındaki güç mücadelesini ve çatışmalarının etkisini her zamankinden fazla hissetmeye başladık. Terör ve Suriye gerçeği, mevcut pazarlardaki olumsuzluklar ve rekabet, hammadde, enerji ve finansman olarak dışa bağımlılığımızın getirdiği ekonomik olarak kırılgan yapımızın yanında Tüketici Güven Endeksi’nin Şubat ayında 66,6 değerine gerilemesi, bu gerilemenin Şubat ayında tüketim harcamalarının azalabileceğine işaret etmesi ve ihracatımızın değer olarak azalması gibi konular öne çıkıyor. Güçlü bir ekonomi için üretim çok önemlidir. Kalıcı ve sürdürülebilir büyüme sanayiden geçer. Üretim sektörlerinin gelişmesinin önündeki engelleri belirleyip ortadan kaldırmak ve yatırım ortamını iyileştirmek gerekir. Bunları yaparken de günü kurtarmaktan ziyade geleceği planlayan ve yönlendiren bir disiplin içinde yol haritaları belirlenmelidir.”

“İran pazarında ciddi yatırımlar çekecek önemli bir potansiyel var”

Baylan’ın ardından kürsüye çıkan OSD Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Kudret Önen de otomotiv sanayinin mevcut durumunu değerlendirerek, tedarik zinciri ile ilgili düşüncelerini katılımcılarla paylaştı. Önen, sektörün geleceği için öngörülen plan ve projeler, ana sanayinin yan sanayiden beklentileri ve sektörde öne çıkan yeni fırsatlarla ilgili de bilgi verdi. Türk otomotiv sektöründe son 40 yılda bu denli başarılı ve geleceğe dönük hedeflerin bu denli gelişmiş olduğu bir dönem yaşanmadığına dikkat çeken Önen, dünyada otomotiv üretiminin azalma trendini çoktan geçtiğini ve sektörün satış ve üretim bazında artış gerçekleştireceğine kesin gözüyle bakıldığını söyledi. Önen, hem satış hem de üretim adetleri bazındaki söz konusu artışların gelişmiş otomotiv ülkelerinde değil, gelişmekte olan ülkelerde olacağına vurgu yaparak, sektörde önemli bir kapasite olduğunu ancak bununla birlikte dünyada kapasite artırıcı yatırımların da sürdüğünü kaydetti. Söz konusu kapasite artırımının önüne geçmenin mümkün olmadığını dile getiren Önen, İran pazarında yaşanan gelişmeler hakkında da bilgi verdi. Önen, şöyle devam etti: “İran çok önemli bir pazar. Ülkenin bu güne kadar teknolojide ve teknik yatırımlarda geri kaldığını biliyoruz. Bölgede ciddi yatırımları çekecek önemli bir potansiyel var. Öte yandan bir gerçek daha var ki; Çek Cumhuriyeti, Slovakya ve Macaristan gibi ülkeler, işçilik ve lojistik açısından otomotivde bizim için çok ciddi tehdit oluşturuyor. Bu konuda Jaguar ve Land Rover örnekleri var. Söz konusu markaların 800 milyon poundluk yatırımını geçtiğimiz aylarda Slovakya’ya kaptırdık. Sektörümüzde her şey yolunda ise bu nasıl oldu? Neticede bu tür ülkeler gelecekte bizim için ciddi birer tehdittir. Aynı şeyi Kuzey Afrika ülkeleri için de söyleyebiliriz. Bu ülkeler de yine lojistikleri, ileri teknolojiye ve teknik gelişmelere olan açlıkları ve verdikleri teşviklerin mükemmellikleri ile dikkat çekiyor. Kuzey Afrika pazarı, Fransa ve İtalya gibi ülkelerin ciddi yatırımlar yaptığı, ana ve yan sanayinin hızla geliştiği bölge olmaya başladı.”

“Serbest ticaret anlaşmalarının içinde olmamız lazım”

Önen, Çin‘in Afrika pazarındaki yatırımlarının son dönemde hızla büyüdüğüne dikkat çekerek, ilerleyen dönemde bu konuya dikkat edilmesi gerektiğini belirtti. Serbest ticaret anlaşmalarının da otomotiv sektörü için son derece önemli olduğunun altını çizen Önen, “Serbest ticaret anlaşmaları sektörümüzün dikkate alması gereken en önemli konulardan biri. Bu tür anlaşmaların dışında kaldığımız takdirde bugünkü üstünlüğümüzü sadece otomotivde değil tüm ihracat ürünlerinde bir daha toparlayamayacak şekilde kaybederiz. O nedenle bunların içinde olmamız lazım” diye konuştu. Önen, son yıllarda otomotiv sektöründe yaşanan teknolojik gelişmeler ve gelecek hedefleriyle ilgili olarak da şunları kaydetti: “Gelinen noktada araçlarda birçok teknolojik terim var ve bu terimlerin sayısı her geçen yıl artıyor. Karbon salınımı konusu da sektör adına oldukça hassas bir konu. Süreç, kullanılan teknolojileri ve ürettiğimiz araçları çok yakından ilgilendiriyor ve gelecekte dikkate almamız gereken önemli bir teknik girdi. Öte yandan sektörde alternatif enerji kaynaklarına verilen önem hat safhada. İçten yanmalı motor teknolojisi farklı boyutlara geliyor. Bir marka neredeyse, 1,5 – 2 tonluk araçlara 1 litrelik motor koymaya başladı. Bu da söz konusu teknolojinin nerelere vardığını ve limitlerin nasıl zorlandığını gözler önüne koyuyor. Elektrikli, hibrit ya da hidrojen yakıt hücreli araçlar bu teknolojinin ve sektördeki gelişmelerin geleceğini oluşturacak. Özellikle elektrikli otomobil üretimi ve bu otomobillere olan talep de gün geçtikçe artıyor. Yakında hayatımıza daha fazla girecekler, bu kaçınılmaz bir gerçek. Son yıllarda araç elektroniğin geliştiğine ve bu sistemlerin aracın içindeki maliyetinin arttığına tanık oluyoruz. Müşteri beklentileri çerçevesinde araç elektroniği hızla gelişiyor. İnternete bağlı olmak ve dünya ile haberleşmek adına araç elektroniği çok önemli. 2020’de 80 milyar bağlı araç olacağı öngörülüyor. Bir diğer konu ise hafiflik konusu. Sektörde bu alanda da önemli gelişmeler var. Özellikle alüminyum ve karbon fiber malzemenin kullanımı her geçen gün artıyor. Gelecek hedefler arasında olması gereken bir başka gerçek de bu.”

“Sektörün Endüstri 4.0’dan etkilenmesi kaçınılmaz”

Otomotiv sektörünün inovatif, çevreye duyarlı ve ileriyi planlayan bir sektör olduğuna değinen Önen, sektörün Endüstri 4.0’dan da kaçınılmaz bir şekilde etkileneceğini, söz konusu yeni sürecin içinde yer almak zorunda olduklarını söyledi. Önen sektör adına büyük önem taşıyan bir başka konunun da rekabetçilik olduğunun altını çizerek, “Varlığımızın geleceği rekabetçiliğimizle ölçülecek. Rekabetçilik gücümüzü arttırmak zorundayız. Bu konuda AB otomotiv sanayi, rekabetçiliğini arttırmak adına eylem planları ortaya koyuyor. Sağlıklı bir iç pazar olması ve rekabetçiliğin artması adına bizim de benzer çalışmalar yapmamız gerekli” şeklinde konuştu.

“İhracatta elde edilen başarıda Bursa kritik noktada”

Bursa’nın otomotiv sektöründeki yerini de değerlendiren Önen, sektörün gerçekleştirdiği ihracatta kentin önemli bir payının olduğunu belirtti. Önen, 2011’den sonra devamlı büyüyen güçlü bir üretim çizgisi yakaladıklarını ve 2015 yılında 1 milyon 359 binlik üretim ile tarihi rekor kırdıklarını hatırlatarak, “Sektör için büyük bir başarıya imza atarak ürettiğimizin yüzde 70’ini ihracat ettik. Bursa bu başarının elde edilmesinde kritik noktada. Otomotiv test merkezinin buraya gelecek olması da büyük bir mutluluk. OSD olarak söz konusu yatırımın başka bir bölgede yapılmasını istiyorduk ancak Bursa’da yatırım için güzel bir yer verildi” diye konuştu. Önen, şöyle devam etti: “Türkiye, hayata geçirilen projeler ve gerçekleştirilen otomobil üretimleriyle otomobilci bir ülke olmaya başladı. Hafif ticari araçlarda zaten dizayn ve üretim merkezi konumundaydık. Şimdi de Avrupa’nın otomobil üretiminde önde gelen dizayn, geliştirme ve üretim merkezlerinden biri olduk. Toplamda 1 milyon rakamına yaklaşan bir ihracat söz konusu artık. Ülke ihracatında sektör bazında birinciyiz ve toplamda ülke ihracatının yüzde 15’ini gerçekleştiriyoruz. Euro-dolar paritesindeki değişme ihracat rakamlarımıza negatif etki yapmış olsa da, üretimde, ihracatta ve pazarda ilk kez rekor elde ettik. Bu gerçekten övünülecek bir durum.”